Tag: #karalama

17.02

Dönüşüm dışında daha inatçı olmayı sürdüren kokular ve müzik oldu uzun süre. Bu öğleden sonra hafifçe şaşırtıcı çünkü umut yok oluşa ve boşluğa ilk defa bu kadar yakın, bunun dışında ise daha önceden gördüğüm alımlı, hatta güzel sayılabilecek bir surat hayal kırıklığına uğrattı beni. Bir hayli ilginç olmakla beraber, tadını

Yeni Yıl

Sokak bir kez daha sessizleştiğinde “var”lığın hala ikiye ihtiyacı yoktu. Sisin içinden yutulmuş bir düşünce, çözünmeyen zehir. Kanıt, yok oluş. *** Hatalı şemalar, zavallı bir öngörü. Güneşli günler/ endişe sürekliliği… Sirenleri duyuyorum . Yavaşça üzerime kapanan duvarlar duyuluşu kadar dramatik olmadı hiçbir zaman. Görülmüş en huzurlu kabulleniş, “anlam”ın hissedildiği tek

Sarsıntı

Emin olmayan, güvensiz her rengi avuçlarımda. Artık fırtınada camı açmış olmam, beklemişlik, solmuş olan şeylerin varlığının hiçbir önemi yok. Eskiden her şey en derinde olup biten, anların içinde canlandırmaya çalıştığım bir takım histen ibaretti. Şimdi fark ediyorum ki hissin değersizliğine inanan hallerim çok daha verimli, değerli. Bu noktaya gelmek hayatımda

Sürpriz (Alternatif Sarhoşluk)

Bu kadar derin bir çürüme nadir görülüyor olsa gerek. 1. Anlaşma Her türlü bozukluğu tamir etmeye çalışma yöntemimiz, ve sanki her seferinde farklı bir karar vermek isterken istikrarımızın içine düşüyoruz. Doğana ihanet ettiğini görmeyi delice arzuluyorum bazen. Herkes bu zamana kadar yapabildiyse, karanlık çökene kadar birikmiş bütün özlemin korlarını göğsüme

Absürd

Kendini tekrar tekrar yaratan bütün parçalar. Kaybolmuş, kaybedilmiş, veya aksine bahşedilmiş bir özgürlük. Fantastik edebiyatın bir kısmı. Bunlar insanı kızdıran şeyler. *** Ne zaman ağlasa, biliyorum dedim. Kimse bu kadar ahmakça bir yanılgıya kanmazdı, gece ve sessiz su, ve diğer bütün mahrem şeyler, saçmalık olgusunun midesinde yaşayan tüm sıkışma hissi

2.

1,2,3,4,5. Nefes al. Gece onu ilk kez görüşüm 2 yıl önce olmalıydı. Böylesine dehşet verici, ve bu kadar çekici  bir oluşumu ömrümde ilk defa görmekle beraber önümdeki cam kırıklarını, ürkütücü bir nezaketle   önüme konan uyarıyı göremedim, önümdeki camlara basa basa yürüdüm figüre doğru o gece. Figür güçlüydü, evet o çok

Kahverengi Kumaş Koltuk ve Diğer Sancılar

Karanlık. Sadece perdenin arasından sızan cılız bir ışık huzmesi. Saat kaç biliyor musun? Kedinin miyavlamaları. Guguklu saat yer yatağından yukarıda. Kuşu söküp atmıştın kim bilir ne zaman. Ya da öyle yaptığına inanmak istemiştin. Bu önemli değil. *** Birkaç yeni kelime. Seni izlediğini bildiğin komşu. Sana bakıyor. Gör(m)üyor musun? Iki yıl

Ne Uyku Ne Ölüm

Ruhun alacakaranlığı. Sonunda kendi kendini yok etmek üzere varoluşunu sürdüren bir sürü insan. Gözlerimi veya perdeleri, ya da kapıları ve pencereleri kapasam da kaçamayacağım ışıklar var artık. Sakinleşmek için fazla seçenek yok, kimyasal uyuşukluk. Zihin kendi kendini tedavi edemeyecek derecede stimülasyon altında.  Gerçekliğin kimler için “gerçek” olduğunu çözümleyemiyorum ve anlamlandıramıyorum

Yankılar

Ellerim ıslak. Yine farklı yerlere yürüyorum hataların içinde, arkasındayım. Hep varım, olacağım. Sıkıştım burada ve artık gerçeği başka şeylerden ayıramıyorum. Farklı şekillerde nasıl var olunur unuttum, muhtemelen daha baştan da bilmiyordum. Karanlıktaki enstrümanın bozuk akorunun içindeyim ve burada çürük melodiler, kararsızlığın ve korkunun, alttan çıkmaya çalışan diğer aciz bir hissin

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.