GÜNEŞİN ALTINDA YENİ BİR ŞEY YOK

Geçtiğimiz günlerde, girdiğimi hatırlamadığım, seneler önce Küçük İskender’in jüri başkanlığını yaptığı Terakki Liseler Arası Şiir Yarışması’nda Hiçlik teması üzerine yazdığım bu yazım ile “Mutlaka Önemsenmesi Gereken Katılımcılar” arasına girdiğimi öğrendim. Nasıl olduysa ne okuldan duydum derecemi, ne de girdiğimi hatırlıyorum. Şans eseri öğrendim.

Hayatta bizden kazayla ya da bilerek esirgenmiş her şey ve anlık da olsa yaşanılası tüm güzellikler adına şiiri burada da paylaşmak istedim.

***

Beyaz gürültü

Adını sen koy (çok istiyorsan)

Biricik fon müziğim.

Hoşça bir günde kaldırım kenarındaki ölü kedi

Hep orada

Güzel bir yorgunluk yaşadığım akşamlarda, tavanda

Ya da, sinekliğe baktığımda fark edebiliyorum

Sineklikte örümcekler dolanıyor

Biz

Aynı dili konuştukça yorulanlar

birbirimizi sık sık anlamıyoruz

Anlam kaymalarını yaşadıkça, sesin parazitlenir sanki bazen

Tüm karmaşaya rağmen

Dengeye

Gelgitlere

Kış uykularına

Tohumun dirayetine rağmen

Evrenin fon müziği beyaz gürültü müdür?

Çoğumuz muazzam bir senfoni yakıştırırız bu dinamiğe

Burada da beliriverir boşluk.

Bahsettiğim bu şey,

Bilinç akışı hikayelerde seninle benim geleceğimiz gibi

Mezuniyet gecesindeki trafik kazası gibi

Akla hayale sığmaz

bu boşluğun büyüklüğü

ne güzel

aşık olmuştum.

Boşluğun en büyük tetikleyicisi zaman,

Artık dişler sarı

ifade belirsiz

surat saçma geliyor

Bazen de gözlerinde beliriyor o.

tahmin edilebileceği gibi

şeylerin aşınması onu sonsuza dek besliyor.

yükü taşıyamayıp yamulan dizler gibi

aklım yamulur bazen

halihazırda eksik ama

« tam » olabilse

efsanevi olabilecek

cisimler

kişilere

hayatlara baktığımda

işte en çok o zaman

zihnimin her yerine yayılır bu « şey »

anneme bakarak ışığı kapattığımda

yüzünün solup gidişi de

aklımı bulandırır

“şey” in gazabına uğrarım

bir kez daha

şehvetin, gençliğin bedeni terki gibi

azar azar kaybolan aşkı

itekleyerek soldurması,

aklımı ve duygularımı

dürtülerimi katar birbirine.

En tepedeyken adı kaçıverir ağzımdan

h i ç

beklemiyordum

derim,

her seferinde

şimdiki zamandan uzaklaştıkça

anlamlanan

anlar

beni gerçekten üzer

“şey”

fotoğraf albümlerinde belirir işte o zaman

annemin köyde kardeşleriyle fotoğrafının

ve İstanbul Hukuk Fakültesi’nin üzerinde

hep söylerim

bazen sinemanın farkına vardıran şey sinemanın fotoğrafıdır

fotoğraf

yokluğun

hiçliğin en güzel hali

nostalji,

kafeste muhteşem bir dakika saklamak.

***

Ezan okunurken de

Çanlar çalarken de

Şofarın sesi duyulurken de

Her gece bu ninniyle uyuruz aslında

***

Herkesin

Bir savaş var

Bildiğimiz “zaman”ın varoluşundan beri

Yavaşladığımı hissediyorum

Hiç kimsenin

 

***

Aslında delilik

Yaşam ile ölüm arasındaki boşluğun

Kibar akustiğiyle

Ninniyi duymak

ve onu dinlemeyi seçmek

***

İyi geceler

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.