Uzun süreden beri huzuru ilk defa bana bahşeden
Mabedimde yazıyorum
El yazım bile farklı geliyor
Belki kalemi her zamanki hışmımla
Öfkemle
Tıkanmışlıkla bastırmadığım için kağıda
Bildiğimi ve çözdüğümü düşündüğüm
Her şeyi tekrar düşündüm son aylarda
Çok şeyi çözmüş gibi görünüyorum sanırım birinci katmanda
Çözüp çözebildiğim şeylerin de katbekat derinleri zihnimde
Aslında kafam hep karışık
Fakat az çok çözdüklerimle avunabiliyor
ve yetinebiliyor insanlar
***
tek bir şeyden emin olduğumu söyleyebilirim
burası zihnimi açıyor
bağlarını gevşetiyor
ve birikmiş olan her şey sızabiliyor nihayet
bir sele dönüşmeden önce
zihnimdeki onca materyal
“bilinmesi gerekenler” üretmemi engelledikçe sıkılan ipler
bütün bu içerik takdir edersiniz ki
biraz hasara mal oluyor
ipler gevşiyor nihayet
mabedimde birkaç gün geçirdiğimde
gözlerimi hıza açmadan
bu yeşilliğin arasından
her şey fazlasıyla net görünüyor bana
rekabetin eşsiz hızı bana dokunabiliyor
uzun süreden sonra ilk defa
sonsuz bir yakıt gibi insanoğlu için
başka kimse olmadığında da
kendisiyle rekabet
ancak yaşamda çoğu noktada kendinden sıyrıldığında insan
kendisiyle, benlikleriyle alakası bile yokmuş
asla tanışmamış gibi
kesiyor rekabeti
normalde yabancılarla rekabeti bırakmak olasıdır
ancak kendinden asla kaçamaz,
kendisi parçalara ayrılıp
sıyrılıp
artık “kendisi” diye bir şey kalmayana kadar.
o zaman mutlak bir kayıtsızlık yaşanır
bir gün yeşilliğin
ve en büyük
en garip boşluklarda özgür koşan atların arasından
süzülen benliğine aniden sakız gibi yapışıp
insan evinde “kendisini” tekrar yarattığında
işte o zaman tekrar başlar
yaşam ve yarış
***
“eğer acilen hareket etmezsem
birleşemeyeceğiz asla bir daha”dedim
bazen uçup gelmez sana hiçbir şey
tozlu motoru kendin çalıştırman
zorlaman gerekir
çünkü bir benliğime yer açamadım
açmak istemedim aylardır
ayrışmayı benimsedim ve kalbimi bir rafa kaldırdım
(kalbim olduğunu bilmiyordum bir kenara ayırdığım parçamın)
zaman geçtikçe
tüm diğer benliklerimin aksesuarı andıran doğası
yoğunlaştı
ve raftakinin yokluğunda anlamsızlaştım
yön kaybı her zamankinden barizdi
o gittiğinde bir trene biniyorum
sonra başka bir tanesine.
Eve geliyorum
ertesi sabah yine bir trene biniyorum
ve sonra yine başka bir tanesine.
O yokken sadece bir sonraki sıkıcı hamlemi düşünüyorum
aksiyonları yerine getiriyorum
defalarca aynı yapbozu yapmak gibi her gün
zihindeki rutin
ve o olmadan ben sadece “devam ediyorum”
beni yeni sokaklara sokan
saf bir bilme isteğiyle
beni bütün gün ayaklarımın üzerinde dolaştıracak enerjiyi biriktiren
yeni insanları şekillendiren
hayatları kaşla göz arasında büküveren tarafım olmadan
uykumun içinden bir sonraki güne akıyorum
onu öyle özledim ki!
O iyi ki burada şimdi ve iyi ki kalemimde
Ve iyi ki artık bir sonraki hareketimi düşünmüyorum
Çünkü birkaç gün önce tepeden nehre bakarken
“bu kadar” demiştim
daha fazlası olmayacak
öğrendiklerim ruhumu bin türlü parçaya saçtı
kendilerine yer açmak için
asla toparlayamayacağım şekilde dağıldı parçalar
ben buyum artık
nehre baktığında sadece nehri gören biriyim
şimdi ise gözlerim kan çanağı
aklım her zamankinden reaktif
sözlerim açık ve sivri
şu halimle söyleyebiliyorum ki şaşkınlık içinde
yanılmışım, müthiş, korkunç, mucizevi bir şekilde
şükürler olsun ki yanıldım!
Bir sonraki bölüme geçebiliyorum gönül rahatlığıyla bunu söyledikten sonra
Zihnim berrak.
Biz hâlâ kaşifleriz
Hala heyecanlıyız
Hala her gün bilmek istiyoruz inanın ki
Çocuklarla konuşmayı seviyorum biraz bile inancım sarsılsa
Gece ve gündüz üzerimize çullanan uyaranlar
Araba alarmlarından telefon veya trafik ışıklarına
Bir sürü minör görünümlü uyaran
Bitkinliğe doğru birikiyor
Bunların yorgunluğunun karşısında
Her gün ektiğimizi biçmek
Mükemmel bir esrimeyle
Bir çeşit molayla
Potansiyelini keşfetmemenin tatlı rahatlığıyla
Kendinden bir şey beklememenin teselli ediciliğiyle besliyor bizi
Sakince ektiklerimi biçiyorum bir süredir
Bu sırada küçük bir makineye bağlıydım
Her şeyi adım adım açıkladı bana
Öncelikle yaratmaya dair tüm enerjim tükenmeliydi
Bu düzenin içinde uyumla süzülebilmem için
Çünkü yaratmak bir çeşit sapmadır bu sistemde
Sistemin işine yaramayacak bir şey yaratmak
sadece ona adanmamış enerjinin yersizliğini temsil eder
kimsenin suçu değildi bu
hiçbir şey söylemek istemedim
sürekli ekmek,biçmek ve onları yemek
bunun aslında içimde varolan enerjinin
ancak onda birini alıp alabildiği gerçeğini
ışıkların gözlerimde yarattığı
fiziksel yorgunlukla unutup
uyumak istedim
yazdıklarım kimsenin
özellikle düzenin “işine yaramaz”
bunun hiçbir tarafı ütiliter değil
onlar tüm enerjimi
ve tüm benliklerimi istiyor
işte böyle oldu ve ben sadece düzen için çalıştım
aylarca
ne size
ne kendime bir şey söylemek istedim
kendimi ışıklarla avutup
geceleri bebek gibi uyudum
görsel, işitsel, dokunsal materyallerin beni sadece rahatlatıp
bir sonraki ekme biçme gününe hazırlamasını istedim
ve bir sonraki gün benden isteneceklere enerjim kalması için
ruhumu çürüttüm
ve o bana öylesine darıldı ki
bedenimi beslemedi tüm o zaman boyu
ben onu aklımla beslemediğim için.
Sistem bana nihayet tekmeyi basıp
Boşlukta kaldığımda
Doğal olarak bana yardım etmedi
Kaldırmadı beni, tekrar kağıda, kaleme götürmedi
Ben de durdum, durdum, durdum
Ve tozlu motoru çalıştırma kısmını
bu noktada keşfettim.
Tek seçenek kendini rutinden koparmak, acımak, en önemlisi
ve en acımanın en önemli türü olarak da
düşünmekti
düşünmek, düşünmek, düşünmek, ve daha çok düşünmek
eğer aklın reddine benim gibi alışkın değilseniz
yokluk ve düşünmek sizi
hiç acımadığınız gibi acıtır.
Geriye doğru bakarsınız onca pırıl pırıl fikre
Bütün güzel sözlere
Ve hepsi korkmuş çocuklar gibi koşuverir
Yanaklarınızdan aşağı.
***
içeri alınan materyali sentezleyip
işleyemeyen zihnimi
bir çeşit elektroşok ile
bir bedeni hayata döndürür gibi
ani ve sert şekilde uyarmam gerekti
görsel ve işitsel bu uyarıcıyı
hayata bağlılığın gücüyle emdi zihnim
son damlasına kadar
o hikayeyi kendiminkiymiş gibi sahiplenip
muazzam
bana yepyeni gelen hislerle seyrettim
ve o iki ruhun hikayesini
bir parçam olarak kabullendim
durumlar çok zorlaştığında koşabileceğim bir çare olarak
benliğime yerleştirdim.
Başardıkları şeyi
belki ben başaramazdım
ama kesinlikle denerdim
ve bu fikre
bu ihtimale
minnettar kaldım.
Şimdi bu çizgiler harfler olarak geçerken kağıda
Sanırım benim için her harf bir kez yutkunmak gibi
Can suyunu kana kana içiyor aklım
Ve neyse ki
hayatta.

