ULTRA

doğru yerde olup yapabileceklerini yapmadığın her saat

gezip görememekten

hiçbir zaman bazı yerlerde olamamış olmaktan

daha acı

bir sürü kişi var önümde

hepsi benim

sonsuza kadar hareket edecek olan

düşüncelerle içi uçan

her yeniliğe

ve görülmek istenenlere verdiğim önemle

rengarenk giyinmiş

ben

yeşil

mavi

ve şarap renklerindeki ben

konuştukça anlamlanan

her günbatımında aynı tükenmiş hisleri

ilk defa renk deneyimlermişçesine yaşayan

ben

ve son olarak

bırakan ben

tüm tutkuma rağmen

yıllarca yaşamış gibi

bırakabilen

“en azından denemiştik” diyerek

her an gözlerini kapatabilecek olan ve

palmiyelerin hayalini

bir göz kırpışında

unutabilecek

ve hiçbir zaman pişman olmayacak olan

ben

bunları ve

daha küçük kapsamlı yüzlerce türevini

yaşamaya

dinlemeye çalıştım

her seferinde “ben”lerden

tek bir tanesine yenildim

ve şimdiki gibi

kağıda bunları karalarken

sadece onun sesini duyuyorum

bana bu aralar sık sık

çoğu şeyin zamanımı öldürdüğünden

bahsediyor

diğer benliklerim için

çok önemli olan faaliyetlerin

hiçbir anlamı olmadığını

her dilden konuşuyorum sanki bazen

ve sadece bir tanesinde

içimdekini yazıyorum

diğer dillerin getirdiği onca düşüncenin

zihni eğitip

hayatı şekillendirişlerini

onları bırakmaya hazır değilim

fakat bazı geceler

bu tek sese iknayım

bana bir gün

daha da batıya gideceğimi düşündürüyor

***

bir ay kadar kısa bir süre önce

en tutkulu halim hakkında

saatlerce konuşabilirdim

yaşadığım en tuhaf ve en güzel şey

olduğunu anlatırdım

böylesine kısa bir süre sonunda

hayatımın o bölümü boş şimdi

gerçek bir

mutlak bir

boşluk

ve bu yüzden benliğimden çıkışlarımı

keşfe başlamam gerektiğini anlıyorum

bu boşluğu anlamak

için

insanları okumaktan bıktım

ne isteyeceklerini de bilmeme

gerek yok artık

sadece iyi yaptığım tek bir şeyi biliyorum

o benim

ve ben orada kalacağım

***

kendimden

hiç olmadığım kadar eminim

ve buna rağmen beni

her an yutabileceğini hissettiğim

eşi benzeri olmayan

çekim gücüne sahip

bir oluşumun içindeyim

tüm gücüme rağmen ellerim terliyor

ve vücudumdaki her lif

yanıyor gibi tutunurken

onu öğreniyorum

yeni bir gravür

zihnimde

prestij

bilinç

her istediğime açılacak kapı önümde

ancak sadece tek bir ben

okuyabiliyor bu oluşumu

sadece o anlıyor

önümüzdeki birkaç sene içinde

beni terk etmemesini ümit ediyorum sadece

çünkü onlarca benlik gelip gidiyor

hayat boyu

ve tek değişmeyenin

sesi yükseliyor

***

güzelliğine

yanar dönerliğine

değişkenliğine

hayret edilesi

ilginç

hibrit varlıkların etkisindeyim

benim gibi birçok şey olabilen

varlıklar bunlar

kontrast ve sonsuz değişim

her zaman birden fazla

hayat “1” ile geçmiyor

Beton koridorda

sahte saçları,

kusursuz,

korseli vücutlarıyla,

tüm ışıklarıyla yürüdüler önümden.

Birbirinden farklı bir sürüsü,

kulisin sırlarıyla mest olmuş halde,

aktı sahneye doğru.

Çiğ betona vuran

sivri topukları,

baygın, sürmeli gözleri;

öyle aşığım ki onlara.

Gösteri başlamadan, heyecanın

ve beklentinin armonisiyle

seyrettim onları

ve eğer olmasalardı,

hangi sesimin daha yüksek

ve hangi sesimin daha güzel olduğunu

asla anlayamazdım.

***

Şükürler

ve eyvahlar olsun

çünkü yolda kaybolacağımız kesin,

ama sonunda nereye varacağımızı

kesinlikle biliyoruz.

Varamasak da

düşlerim elimden kaydığında,

bir çırpıda ölüme çiçek açan bilincimle

rahatlıyorum.

Eğer başaramasak,

görkemli ümitsizliğimizi ilan eder,

takati katlederiz.

Bilincimi hiç

bu çukurda deneyimlemedim.

En ümitsiz anlarda bile içim

daima korlaşırdı,

insanlara görünmez bir ateşle.

Devama olan bağlılık ve ateş

bazıları için hayatta kalma içgüdüsünün bir parçası.

Bendeki ise biraz daha fazla

oldu hep bundan.

En engin yaşam

ayaklarımın altında seriliyken,

hareket edememenin verdiği

bir hırstı ateş benim için.

Şimdi ayaklarımın altına

serili olmadığını

fark etmiş olsam da

avcumun içinde olduğunu

adım gibi biliyorum,

fakat ellerim sık sık karıncalanıyor.

***

8 yaşındayken hatırlayabildiğim birçok anım

benim için yok şimdi

günbatımlarının

yazların

öpücüklerin hatırası

sürekli yenileri eklense de

çoğu yok oluyor

unutulan şeylerin nereye gittiğini

her zaman çok merak ettim

yankılar yavaşça solarken

nereye gidiyorsa sanırım oraya

***

ışık yoğuşur gibi olur bazen

insanın gözünde

çok fazla hatıra izlendiğinde

bugün beni bunları söylemeye iten de

bunun gibi bir şeydi

***

yıldızlar

yıldızlar

yıldızlar

ne kadar çok istiyorum onlarla olmak

elimden geleni yapacağıma

söz verdim

çünkü hayatlara dokunanları

hayatları sarsanları izlediğim

gözlemlediğim zaman

tek gerçek his olduğunu düşündüğüm

bir his yayılıyor iliklerime kadar

hafif ve güzel bir elektrik dalgası gibi

elektrik kadar hızlı değil

fakat tüm vücudumu dolaşıp gözlerimden

çıkıyor

ya da gözlerimde dalga katlanmaya devam edip

insanlara aslında bildiğimden çok daha fazlasını

bildiğimi düşündüren

bir renk

bir görüntü

bir ışık oluşturuyor

ya da bir karanlık

Cover photo: http://www.lightresearch.mmu.ac.uk/tag/melbourne/

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.