*** eğer yazıda benim gördüğüm/hissettiğime benzer bir şey yaşamak isterseniz bu albüm eşliğinde okuyabilirsiniz : https://open.spotify.com/album/4IU7A6vTt8m4jym1VSX2hU?si=lrNTP37jQIKXV-0K3HmreA ***
sokaklarda sürüklüyorum seni
ilk kalp atışları
ne zaman başladı
muhtemelen o sırada sadece
yeni bir hücrenin mucizesi yaşanıyordu vücudumda
sıfırdan bire geçişin büyüklüğünün
bilinçdışı neşesi miydi bilmiyorum
o günleri durmadan
gülmekten gözlerimin yaşardığı günler olarak hatırlıyorum
sokak aralarında dudaklar amansızca kitlenirdi birbirine
ve her güldüğünde
benim filizlenen şarkılarıma benzetirdim seni
yayılan ve sürekli kendini katlayan
uzaktan
yankılarla gelen devasa his ve düşünce seslerine
kalbi dinledikçe açan
bir çeşit heyecanla
farklı dünyaların ve farklı insanların farkına vardıran
on dakika içerisinde
kozmosun tamamını yutmanın ağırlığıyla
içindeki beyaz gürültü sırasında
boşluğa bakakaldığımız ses duvarlarına
camlardaki yansıman
genç ve güçlü
o zaman benim için sonsuz sihirdin
gözlerinden geçen ışıkla
aralardaki o yeşil incileri gördüğüm zaman o gri sokaklarda
nefesim kesilirdi ve ne yapacağımı bilemezdim
bazı geceler yürürdük,
yürürdük
yürürdük
yanar döner tabelaların yanlarından
tıpkı bu koridorlarda
önümden yokuş yukarı çıkarken
tepeden aşağı bakıp beni aradığın gibi
bazen de yanında yürürken elimi yoklardın
ve bulduğunda
için uçardı
el eleyken
gelen rahatlama ile
gayriihtiyari sıktığın elini öperdim
öyle tükettik ki birbirimizi
ben bugüne kadar hiç “aşkım” demedim
ve diyecek gibi olacağım zamanlar hep içim bir tuhaf olur
kalbim düzenli atmıyormuş gibi
o kaçırdığın tek bir anda
yerde ve gökte diyebilirdim
***
o kadar yıkıcı olurdu ki
öfke dolu her anımız
tüm tutkumuzun arkasında
bu yırtıcılığın olduğunu düşünürdüm
birbirimize her iyi gelmeyişimizde
tüm iyi anlarımızı sıfırlayacak şekilde yaralardık birbirimizi
ve bazen birbirimize o kadar iyi gelirdik ki
kötü anların hiçbir hükmü kalmazdı üzerimizde
sürekli birbirini götüren bu gitgeller arasında
sadece birbirimize hissettirdiğimiz
onca başka şey için yaşadık
bunların gücüydü o patlamaları yaratan
gerçek bir yıldızın gücü
gerçek bir yıldızın zamansız ölümü nasıl acıtırsa
öyle acıtırdı gençliğimizde
sağlık için güçten vazgeçmek
binlerce güneş batıp doğabilirdi içimizde
birbirimizden her seferinde korkardık ve her seferinde
asla öngöremeyeceğimiz sokaklarda
ıssız otoparklarda
dehşet verici sözler çıkardı ağzımızdan
öylesine yeterdi ki olup biten
yol boyu konuşmaya lüzum olmazdı
halimiz de olmazdı
direksiyondaki ellerinden
kollarına doğru
damarlarını izlerdim
kanım köpürdüğünde
araba hızlandıkça
bacaklarımı yalayan
yol ışıkları dağıtırdı dikkatimi
kuzeyden eve yol aldığımız o saatler boyu
içime bir taş gömerdim
ve nihayet eve ulaştığımızda
koskocaman gözlerim
ve balkonda sigaramı yakana kadar titreyerek
kendini ele veren dudaklarımla
saatler
saatler boyu acırdım
sen benim cümlelerimi hep sevdin
ben ne yazar ne konuşurdum bu gecelerde
sonra çalışan duşu duyduğumda
yepyeni bir heyecan kaplardı içimi
aşık bir kısrak gibi
sana koşardım
beni yakaladığın gibi
yeniden tanışırdık
***
meçhul bir yaz akşamı esintisinde
rüzgarla bana birkaç yeni düşünce geldi
artık buna devam edemeyeceğimizi anladığım zaman
kelimelerim
sevdiğin tüm sözlerim
hepsi tükenmişti
sokak aralarında içim içime sığmamayı ne zaman bırakmıştı bilmesem de
bu saldırgan duyguların
ani ve şiddetli sonları olduğunu bilmiştim hep
sen de Shakespeare okumuştun
“şiddetle başlayan hazlar
şiddetle son bulurlardı”
buradaki şiddet belki isim olarak kullanılmıştı
biz zarf olarak kullandık
ve onca solgun caddenin dengesini bozmaya
gücümüzün bir gün aniden yetmeyeceğini
bir şekilde kabul etmiştik
ancak birbirimizle türlü cehennemlerin yollarını
bir yere kadar süsleyebileceğimizi
zaten bu kadar güçlü insanca oluşların
bir an için bile
zamanı domine edebilmelerinin
gerçek bir mucize olduğunu adımız gibi bilirdik
insan orijinli çok şey gibi
bundan çok öteye gidemeyeceğini
gençken bu kadar umut
bize yeter de artardı bile
bir an için belki
ezeli zorbayı
zamanı
yenebilirdi insan hayatında
bu yüzden tutunmuştuk sıkıca
güçlüyken yıldızımızın ölümüne kadar sıkıca sarılmıştık
zaten dünyadakiler
çağdaşlarımız
ölümümüzün farkında bile olmazdı
bizim mucizemiz bize yeterdi
***
şimdi son bir kez o geceye dönmek istiyorum
sıfırdan bire geçtiğimiz geceye
yıldızlar eriyordu üzerine
tenin hep yatkındı
gözleri yakan ışımalara
tüm efsunun içinde
gökyüzü siyah cam parçaları olup
üzerimize yağacak gibi her an
eteklerine tutunuyor
kaos ve kozmosun
renk renk
keskin parçaları
sen koşarken
arkana baktıkça gözlerinde patlıyorlar
sanki tüm anlattıkları
tüm o ateş kusan yıldızlar geliyor aklıma
dünya göklerinde gözümüze ilk çarpmalarına rağmen
bazıları ölmekte olan yıldızlar
Arcturus
Altair
Antares
kaybediyorum ellerini ve ayaklarını
buradan olmadığını hep biliyordum
ancak bana dokunduğunda
görebiliyorum seni tekrar
tüm duyularım
bilincim
hepsinin en üstündeyim
siz de bilirsiniz
soğuğun deriyi yakışı
ve sıcağın deriyi yakışı
bir yerde birleşir
o gece seninle birlikteyken
ikisiydin aynı anda
ve biz birlikte yeni bir oluş
yeni bir “1”
yeni bir ışık yaratmıştık
onca ışık huzmesi arasında
benimleydin ve benimdin
***
o gece
hayata getirdiğinin gücü seni tüketirken
elimi sıkıyordun
göğsün endişeyle inip kalkarken
o an tek gördüğüm
yepyeni ışığın saf mutluluğu
ancak aynı anda
titreyen nefeslerin arasındaki kaygıydı
ve fısıldadım sana
bırak gerçeği
bu gecelik sırf açma gözlerini
söz veriyorum iyi olacaksınız
(ikiniz de)

