Hiçbirinize inanmıyorum
Beyinlerimizi yoruyor
Koca bir hiçbir şey
Uzun uzun bakınıp
Sadece uyumak istiyoruz
Çarkların içinde dönerken
Bu gelmiyor akla fakat
Dün bütün gün uyudum
Bakmak
Izlemek
Ve aramak
Gerçek mesai gibi hissettiriyor insana
Aklımda yaz çok hızlı gelip geçiyor
Yerlerin ve yaşanmışlıkların hissi oluk oluk
Daha olmadan
Etraf çok parlakken
Ve begonvillerin kaç renk olduğunu anlamaya çalışırken
üzerime boca oluyor sanki
yazın başlarında başka bir gece
yıldızdan çarşaf üzerimize
nefasetle dökülürken
ister istemez
olabilecek şeylerden konu açıldı
gelecekten ve başarıdan
teleskop almamı önerdi babam
olmam gereken her şey olup
inmem gereken merdivenlerden indiğimde
«o zaman göğe bakar mıyım bilmiyorum » dedim
***
bazen bunca yapıyı benim tasarlayıp
bunca cümleyi benim kurduğumu unutuyorum
sokaklarında dolaşıp
içim uçarak her bir tarafını aynı anda görmeye çalışırken
« umarım şehir hakkında sadece yazmam » demiştim
ancak öyle bir dolmuştu ki bir öğleden sonra içim
sudan şehre doğru giderken
burada bir olabilirsem yaşayacağım mutluluğun benzerlerinin
hayatımda çok kez köşesinden döndüğüm gelmişti aklıma
ve o zamandan büyük,
rahatsızlık verici bir şüphe kaplamıştı içimi
böyle şeylerin ne kadar olmayacağını bildiğimi
ayağım kaydığında düşerken o kısacık süre içerisinde, o an düşüyor olduğumu
ve bu konuda hiçbir şey yapılamayacağını idrak ettiğim gibi
aynı hisle idrak ettim
***
bu ormana uzun süredir adımımı atmadım
neler yaşandı burada
sabahlıklar
porselen ciltler
yosunlarda gezinen eller
düşünceler akıyor kafamdan aşağı
tüm bedenimden
toprağa akıyor
eteklerim kirleniyor
kirli
kanlı
ne çok şey kayboldu bu sene
beş dolu senem kayboldu
sanırım hayatımda en çok ona emek etmiştim
türlü heyecanların içinde
kaybetti seneleri
ormanda çok uzun süre yürüdüm
üzerimdeki elbiseyi en son beş sene önce giymiştim
daha önce bahsettiğim sabahlığa benzer
paçavra
benim deli gömleğim
en sonunda deniz fenerini gördüm sahile ulaştığımda
hayatta en sevdiğim yerdi
kimim var kimim yok
orada geceleri kayıplarıma ışık tutardı denize doğru
yaşamımın türlü katmanlarından hayalet gemilere
hayallerin gemilerine
birlikte denize baktığım insanların
en azından bir süre kaybolmayacaklarından adım gibi emindim
veya gitmeden önce
« en azından haber verirler » demiştim
o gün geldim deniz fenerine ve gördüm ki
gitmişler, hepsi gitmiş
sonrasında ise
o fenerin kapatılacağından emin oldum
kaybolanlar
yepyeni kayıplarım
denizdeyse bile
kurtarılmalarını asla istemedim
***
Geceleri Jüpiter ve Venüs
İç acıtıcı şekilde parlaktır
En son göğe bakıp onları gördüğümde
Güzelliğim
Yorgunluğum
Ve öfkem
Beklenmedik bir zarafetle birleşti
Yıldırımlar eşliğinde
Oysa ki ben seni düşünmekten bıktığım anlarda
Farklı bir yerde seni düşünmeye koyulurdum
Asla bu aşk olduğu için değil
Bunun aşk olmasını inatla istediğim için
Zarafet ve sessizlik
Aynı şey değil
***
korkuyla uyuduğum gün yoktun
o kadar fazla ihtimali tekrar tekrar yaşamıştım ki aklımda
ölümü burnuma kondu konacak bir kelebekmiş gibi korku, heyecan, ve merakla izlemiştim.
Hakikaten gelip konmasını bekledim
ve sen
benim için takvimini inceledin
bazen gün alacakaranlığa
renkler obur ufuk çizgisine akarken
ortancaların ve dalga seslerinin üzerime çullanmasıyla
o duyguyu tekrar yaşamak için
seni geri getirmeye çalışsam da
yolluyorum seni her seferinde gerisi geriye
ufuk çizgisine
hastalıklı lilaya doğru
aksi takdirde
geceleri denizde yüzerken
mehtaptan cildime yapışıyorsun
***
en sevdiğim şarkıların
gri ve siyahın
metal ve cam binaların arasından
pis fabrika sularının içinden süzülüp
kaybolup gitti onca kişi
onca söz
bütünlüklü memnuniyetler
hepsi gitti
bu yaz üzerimden bana boşluğun verdiği
sevimsiz yükü attıktan sonra
bir farklı açtım gözlerimi
hayallerimi değişen gerçekliğe göre modifiye ettim
gülümseten bir cümle değil bu
şöyle ki
hayal olarak kalmaları
hiçbir zaman gülümsetmez
annem zaten düşlerin önceki halini
benimle pek bağdaştıramamıştı
eşyanın tabiatına aykırı
olarak nitelendirdi
öyleydi zaten
düşten başka bir şey olamayacağı düşünülen fikirlerimiz
gayet tabii ki öyledir
birisi söylediğinde dinlenir mi ki bu tip şeyler
***
biriyle bir olmayı çok özlemişken asla biriyle bir olamazsınız
bunu bildiğim için etraftaki onca yoğun yalanı
ve sadece şehvet ve egoyla tutuşan elleri görüyorum
***
biri bana açıklasın diyordum bir ay kadar önce
« biri bana açıklasın bu haziran gecelerinin kuruluğunu »
şimdi anlıyorum ki
kanımdaki zehirden
kendim gibi hissetmeyerek
uyuyakalışlarımmış
geceyi her seferinde kurutan
ve içimdeki tüm nemi çeken
aniden heyecanlanıp
aniden sakinleşen rüzgarlarmış
***
aklımın her türlü uyarana aç olduğunu biliyorum
yazları gökyüzü pembeleşirken
-seninle de konuşmuştum bunu,
o sırada başka bir pembelikti senin aklındaki-
genellikle aklım peşi sıra gelen çok fazla düşünceyle dolar
ve bu yüzden ben yazları kendimi çok çok farklı hissederim
hep en iyi halimmişim gibi
***
öyle şeyler görüyorum ki
asla dediklerimi dememe gerek olmadığı
ve huzurla aşık aşık bakabildiğim
onca rüya
iyi ki
günışığının kaldırmayışına aldırmadan yaptığın şeylerin
hiçbiri yoktu rüyalarda
***
« uyuyorsun artık, güzel şeyler düşünmeye çalış »
gözümün önüne gelen şeye şaşırma zamanım oluyor
yüzüm karıncalanırken
yapay, yapay ışıkta güzel görünür
COVER PHOTO: https://www.deviantart.com/tag/disparition?offset=48

