-40

nasıl ağlardın bazı zamanlar beni gördüğünde

 

gecenin başlangıcında bile benim için başka bir şeysin

genelde bu imaj sabaha karşı şekillenir

en güzel zamanlarımız

en sağlıklı

senin eski çarpık sağlık anlayışınla değil

bazı sıkıntılarımız var

aksırıyoruz

tıksırıyoruz

ama aklımız başka yerlerde

bu sağlık canımızı acıtmıyor

 

 

birçok farklı insanla tanıştık

farklı görüntülerde

ve iklimlerin en sertlerini yaşadık

her zaman rüzgar böyle okşamazdı boynunu

 

sen aslında kendin hakkında düşüncelerini hâlâ sonuçlandıramamıştın

ama ben biliyordum

müthişti o yıllar yüzünde

 

camın önünde uzandığın gece

saçların yelpaze gibi açılmıştı başının arkasından

gözlerinde inciler

 

bir uzaklaşıp kıvrılarak solan müzik gibi

kaybolan

tavandaki gelgit ışıklarına

bir bana kayan bakışın

 

tutkusuz

ölü gibiydin

o halini de gayet

iyi hatırlıyorum

ancak döndün

 

 

saçların her zamankinden kızgın

her zamankinden kızgınsın

koşup dururdun falçata gibi havada

 

***

 

“görmek istiyorum”

dedim

iki senedir yeter

zehri gözüme çarptığım

olduğum gibi kalmak ama yine de görmek istiyorum

ikisini de ayrı ayrı yaptım

aynı anda yapacak yerdeyim artık

 

bir yeni yıl düşüncesi vardı

yıllardır asla aklımdan gitmez

yeni yıl hep olduğundan sıkıcı göründü bana

 

bir gece işte

 

halbuki

aksini düşünmekti genel eğilimim

 

yılbaşı ile alakalı yeni hislerin

içimde doğduğunu hissediyorum

 

hava ısındığında yeni biri olacağımı biliyorum

kış boyu ağrılı ve zor bir hamilelik geçirdim

kapımızın önü kar ve buzla kapandı

ve ben genellikle sakin vakitler geçirdim

sancılı ama sakin

bahara doğru doğuracağımı

ve yeniden doğacağımı biliyorum

 

***

 

tek elimden tuttu

yanındaydım

ve önden koşmam için ileri doğru sürükledi beni

korkunç bir ivme ile

dehşet bir rahatlama hissettim

atılgan halim içinde

onun hangi topraklarda doğduğunu

ve nerede olduğunu

düşündüm

 

***

 

gerçek bir afet

oldun buraya geldiğimizden beri

güvende değilsin

bunu hissediyorum

 

güvenlik bunca zaman sıkboğaz etmemiş seni ama

çok bağlanmışsın ona

buna rağmen

şimdi yokluğuyla

kendini enteresan maddelerin insafına bırakmayı seçmedin asla

konvansiyonel bir kendini bulma sürecini önceden yaşadığını tahmin ediyorum

 

bu sene

hep gitmek istediğin o küçük adaya gideceksin

içi geçmiş bir sahili vardır oranın

ve buruk eğlence mekanları

hayalinde de sürekli öyle canlanırdı biliyorum

ama galiba konsept olarak düşünülen bağlamların

gerçekleri

bazen mahvediyor insanı

 

fazla lafa mahal yok

gördüğünde çoktan çözmüş olacaksın ne hissettiğini

 

***

 

hatırlıyor musun

suda hızla giderken

binalar güneş ve saçlarımızın uçuşmasıyla birlikte

yavaşça silinmeye yeltendiler gözlerimizden

dönüş boyu gözlerini ayırmamıştın şehrin siluetinden

aklına

aşık olduğun gravürler gibi

onu da inatla kazıdın

binalar zayıf sinyaller gibi

kayıyorlardı algımızdan

sürat teknesinde

ama ben onları asla unutmadım

vardığımızda sıçrayan suyla ıslanmıştı yüzün ve saçların

bir şekilde ayakta uyumuş gibiydin

 

***

 

yanıyoruz

veya yanacağız

hangisi daha uygunsa

 

ben bu aralar özellikle düşüncelerimle kavruluyorum

sabaha karşı şehir merkezi

arkadaşlarımız

market ve sokak lambasının önünde çığlık çığlığa sen

gözümün önünde geldikçe

bu muhteşem şehirde

neler oldu sana

derimin cızır cızır sesi kulaklarımda

ne olduğunu soruyorum sana

haykırıyorum

 

aşkları düşünüyorum

mitleri

biraz morarmış dudaklarına bakarken

 

ikisini birleştirip

aşkları ve mitleri yani

belki tam bu zamana

hayatımın en güzel zamanına rezervedir

diye düşünüyorum

sakinleşmiyorsun

 

“kimseyi aradın mı”

“kimseyi aradın mı”

“bir şey söyle kimse biliyor mu seni”

ne zaman saçıldı her şey böyle

sevgilim

sokak lambasının yanındayız

ve senin ciğerlerin sökülüyor

 

herkes şu birkaç yıl birbirini

çok sağlıklı

çok hızlı

 

 

gerçek

kocaman

sulu

bir portakal gibi hatırlıyor

güzelliğimiz bu senelerde

asla ihanet etmezmiş bize

ve asla çürümezmişiz

fakat bir gitti mi

asla geri gelmezmiş

 

 

yükselen bir müzik gibi

değişiyor gözlerinde ifadeler

ayak uyduramıyorum

bir şey yapamıyorum

parçalar uzaklaşıyor birbirinden

en yakın istasyona gitmek istiyorsun

 

***

ateş çok uzaktaydı

beni çekti yıllarca

ona doğru yürüdüm

yürüdüm

müthiş şeyler görerek

değiştim

ve ateş tam önümde yükseliyor şimdi

tüm anıları unuttuğumuz yer gibi

sindirdiğimiz yanlışları

bağışıklıklarımızı da geride bırakıp

girdiğimiz ışık

 

hatıralarımın hepsini izlememe izin veriyor öncesinde

yavaş yavaş geçen yılları

öyle herkesin dediği gibi

çok hızlı olmadı

hepsinin farkındaydım

yavaş yavaş yürüdüm

acı da

mutluluk da buldu yerini içimde

 

şimdi bu kızgın deniz karşımda

içine adım atmaya yeltendikçe

daha çok kızışıyor

ve

 

hazırım

 

 

 

 

 

 

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.