nasıl ağlardın bazı zamanlar beni gördüğünde
gecenin başlangıcında bile benim için başka bir şeysin
genelde bu imaj sabaha karşı şekillenir
en güzel zamanlarımız
en sağlıklı
senin eski çarpık sağlık anlayışınla değil
bazı sıkıntılarımız var
aksırıyoruz
tıksırıyoruz
ama aklımız başka yerlerde
bu sağlık canımızı acıtmıyor
birçok farklı insanla tanıştık
farklı görüntülerde
ve iklimlerin en sertlerini yaşadık
her zaman rüzgar böyle okşamazdı boynunu
sen aslında kendin hakkında düşüncelerini hâlâ sonuçlandıramamıştın
ama ben biliyordum
müthişti o yıllar yüzünde
camın önünde uzandığın gece
saçların yelpaze gibi açılmıştı başının arkasından
gözlerinde inciler
bir uzaklaşıp kıvrılarak solan müzik gibi
kaybolan
tavandaki gelgit ışıklarına
bir bana kayan bakışın
tutkusuz
ölü gibiydin
o halini de gayet
iyi hatırlıyorum
ancak döndün
saçların her zamankinden kızgın
her zamankinden kızgınsın
koşup dururdun falçata gibi havada
***
“görmek istiyorum”
dedim
iki senedir yeter
zehri gözüme çarptığım
olduğum gibi kalmak ama yine de görmek istiyorum
ikisini de ayrı ayrı yaptım
aynı anda yapacak yerdeyim artık
bir yeni yıl düşüncesi vardı
yıllardır asla aklımdan gitmez
yeni yıl hep olduğundan sıkıcı göründü bana
bir gece işte
halbuki
aksini düşünmekti genel eğilimim
yılbaşı ile alakalı yeni hislerin
içimde doğduğunu hissediyorum
hava ısındığında yeni biri olacağımı biliyorum
kış boyu ağrılı ve zor bir hamilelik geçirdim
kapımızın önü kar ve buzla kapandı
ve ben genellikle sakin vakitler geçirdim
sancılı ama sakin
bahara doğru doğuracağımı
ve yeniden doğacağımı biliyorum
***
tek elimden tuttu
yanındaydım
ve önden koşmam için ileri doğru sürükledi beni
korkunç bir ivme ile
dehşet bir rahatlama hissettim
atılgan halim içinde
onun hangi topraklarda doğduğunu
ve nerede olduğunu
düşündüm
***
gerçek bir afet
oldun buraya geldiğimizden beri
güvende değilsin
bunu hissediyorum
güvenlik bunca zaman sıkboğaz etmemiş seni ama
çok bağlanmışsın ona
buna rağmen
şimdi yokluğuyla
kendini enteresan maddelerin insafına bırakmayı seçmedin asla
konvansiyonel bir kendini bulma sürecini önceden yaşadığını tahmin ediyorum
bu sene
hep gitmek istediğin o küçük adaya gideceksin
içi geçmiş bir sahili vardır oranın
ve buruk eğlence mekanları
hayalinde de sürekli öyle canlanırdı biliyorum
ama galiba konsept olarak düşünülen bağlamların
gerçekleri
bazen mahvediyor insanı
fazla lafa mahal yok
gördüğünde çoktan çözmüş olacaksın ne hissettiğini
***
hatırlıyor musun
suda hızla giderken
binalar güneş ve saçlarımızın uçuşmasıyla birlikte
yavaşça silinmeye yeltendiler gözlerimizden
dönüş boyu gözlerini ayırmamıştın şehrin siluetinden
aklına
aşık olduğun gravürler gibi
onu da inatla kazıdın
binalar zayıf sinyaller gibi
kayıyorlardı algımızdan
sürat teknesinde
ama ben onları asla unutmadım
vardığımızda sıçrayan suyla ıslanmıştı yüzün ve saçların
bir şekilde ayakta uyumuş gibiydin
***
yanıyoruz
veya yanacağız
hangisi daha uygunsa
ben bu aralar özellikle düşüncelerimle kavruluyorum
sabaha karşı şehir merkezi
arkadaşlarımız
market ve sokak lambasının önünde çığlık çığlığa sen
gözümün önünde geldikçe
bu muhteşem şehirde
neler oldu sana
derimin cızır cızır sesi kulaklarımda
ne olduğunu soruyorum sana
haykırıyorum
aşkları düşünüyorum
mitleri
biraz morarmış dudaklarına bakarken
ikisini birleştirip
aşkları ve mitleri yani
belki tam bu zamana
hayatımın en güzel zamanına rezervedir
diye düşünüyorum
sakinleşmiyorsun
“kimseyi aradın mı”
“kimseyi aradın mı”
“bir şey söyle kimse biliyor mu seni”
ne zaman saçıldı her şey böyle
sevgilim
sokak lambasının yanındayız
ve senin ciğerlerin sökülüyor
herkes şu birkaç yıl birbirini
çok sağlıklı
çok hızlı
gerçek
kocaman
sulu
bir portakal gibi hatırlıyor
güzelliğimiz bu senelerde
asla ihanet etmezmiş bize
ve asla çürümezmişiz
fakat bir gitti mi
asla geri gelmezmiş
yükselen bir müzik gibi
değişiyor gözlerinde ifadeler
ayak uyduramıyorum
bir şey yapamıyorum
parçalar uzaklaşıyor birbirinden
en yakın istasyona gitmek istiyorsun
***
ateş çok uzaktaydı
beni çekti yıllarca
ona doğru yürüdüm
yürüdüm
müthiş şeyler görerek
değiştim
ve ateş tam önümde yükseliyor şimdi
tüm anıları unuttuğumuz yer gibi
sindirdiğimiz yanlışları
bağışıklıklarımızı da geride bırakıp
girdiğimiz ışık
hatıralarımın hepsini izlememe izin veriyor öncesinde
yavaş yavaş geçen yılları
öyle herkesin dediği gibi
çok hızlı olmadı
hepsinin farkındaydım
yavaş yavaş yürüdüm
acı da
mutluluk da buldu yerini içimde
şimdi bu kızgın deniz karşımda
içine adım atmaya yeltendikçe
daha çok kızışıyor
ve
hazırım

