pembe

Bu cam duvarların içinde mi doğduk söylemeniz lazım bana

Etrafımda ne varsa genişliyor sanki burada

Şehirlerin uzun yıllar önceki hallerine buralardan bakmak

Pis yağlardan önceki hallerine

Bakmak gibi

Bütün çiçekler

Saten

Kendini kanıtlamaya çalıştığı bütün anlar ikna etmiş bizi bu yıldızlara kadar

***

gölün kenarında geçirmişler geceyi

sabah biri var

biri yok

dün akşam her yeri görebilirken

istediklerimden bahsetmiştim sana

ilk gülümseşme

rüyalarım

işte bu yüzden kendisine dönmesi gerekiyor insanın sık sık

gerektiğinde hatıraları oluk oluk

akıtabilmek için

***

şehveti hissettim aylarca

gözlerinde bir çeşit nefret vardı hep

hep insanı çeken

yırtma hissi

çoğu şeyin birbirinin gözlerini sulandırarak olmadığını düşündüğümüz zamanlara dair bir bakışı vardı

güç

ezeli bir kızgınlık

orijinden bir öfke

***

seviyorum güveni

reddettiklerim asıl sorun

en son ne zaman ellerinle bir kumaşı yırttığını söyle bana

söyle ve gidelim buralardan artık

***

başkalarının arabalarında sadece seyahat edebileceğini düşünürdü eskiden

çöllerde

çirkin pembe elbisesini giymiş

oto yıkamada sevgilisini bekliyor

tur gemisi ilerde

yük gemisi de ilerde

limana yakınlar

bir seçim yapma zamanı

***

mutlaka konuşalım

ilginç

dediğimiz bazı konuları

asla gündeme getirmeyiz bazen

zaten sadece böyle denmesi gerekir

bu konular üzerine çoğu zaman

pek de fazla uzatmayarak

zaten çözmek istediğimizden değil

bu gizemleri

sadece sorunu hissetmek isteriz

biraz daha yakından

hasarlı kişileri

hasarlı ortamları

sakıncalı kavramları

daha derinine

inmek istememiz çoğunlukla bundandır

biraz daha karmaşaya aç zihinlerimizle

yemek yeriz sonra üzerine

***

serseriler ve yol

göl ve yanan su taşıtları arasında

aşkımız

hiç bilmezdim rüzgarların bu kadar sıcak esebildiğini

ve bazı sanatların esareti altına bu kadar hızlı girildiğini

çok az ışıklı sahnelerde de şarkı söylendiğini

ve bazen saçlarımız tam kurumadığında

boynumuzun tutulmayabileceğini

ve bir kez olsun

sağlığın üzmeyeceğini

***

aynı kişi ipek çarşaflara sarınmış şimdi

çok farklı ışıkları görüyor odasının camı

ve banyosu

buram buram yasemin kokuyor

çöl havasından

pembe elbiselerden

ve tur gemilerinden eser yok şimdi

tünelin içinde tanışmıştı

sarı yeşil ışıklar altında

ipeğin sahibiyle

tanrıçanın

en kötü yağmurlar gibi dökülürdü saçları sırtından

kocaman bir gülümseme

kırmızı dudaklar

ışıkların yakınına götüren oydu

pembe yanaklı

ve pembe elbiseli

mahlukatı

***

seslerin mimariyi değiştirmesi

seslerin mimariyi yaratması

şimdi bunu duyarken

heybetli beyaz duvarlar arasından

su görüyorum

muazzam bir baraj

dökülüp

gecelerimizi geçirdiğimiz

kenarında « değerler »

gecenin geç saatleri hakkında tartıştığımız

radyonda büyük şehirlerdeki grevleri

ihtilalleri dinlediğimiz

ve beni yine kenarında bıraktığın

gölü oluşturuyor

babam çalışıyordu

çalışıyordu

çalışıyordu

bir gün çalışırken

öldü

benim aklıma uzun süre bir şey gelmedi

suyun hayali gitti o ara bir zaman

« dünyadaki cennet » derdi

yalnız hissetmiştim

bu arada

gerçek değildi artık

en garip rüyalarımda bir yerde bile

***

onu tanımamış olmak ister miydim

bir hayatı şekillendirmemiş olmak

bir süre daha savrulmak ister miydim

soğuk güzelliğim uğruna

tahmin edilebilirlik

tam olarak bana ait olmayan bir çeşit bilinçte

hep acıtırdı başkalarında gördüğüm zaman

benden bir şey götürmezdi

şimdi şifrelerimi kırarlar mı

harika bir şey hissettiğim

fakat

mimariye ne olacak

öncesinin surlarının taşlarının ufak ufak

dökülmesine

değdi mi

bana yakın bir yerde hayatı kavradığını

hayatı eline aldığı sanrısında süzülüyor şimdi

elinde ne varsa ben vermişken

bana sordu nedenini

ve söylememeliydim

***

herkesin

bir savaş var uzun süredir

yavaşladığımı hissediyorum

hiç kimsenin

***

bazı sahneler

olduklarından daha güzel görünüyor ses ile

sanrı mimarisi

benim amatörce uğraştığım

geleceğin mesleği

ve tuğlaların arasındaki harç olacak

müzikleri yapacak

birilerine de ihtiyacımız var

düşü yaşatmazsak

nasıl devam edecek bunca insan

onlara isimsiz (c)esaret mektupları yazmalı

ve

sebepler vermeliyiz

***

gerçekten geceleri yaşayan kadınları

kim tanımak istiyor

kim sevmek istiyor onları

sevilmemek için yaratılmış

kişiler var mıdır gerçekten de

Dürüstçe konuştuğumuzda

gece dörtlerin

devrin

devrin gece dört dansının

bu tip devinimlerin insanlar için çok daha enteresan

ve sakıncalı

anlamları olduğu keşfedilebilir

devrim kimin devrimi

***

saçlarım mordu

ve

istiyorum, daha fazlasını istiyorum !

diyordum

sık sık ağlıyordum

bu sefer gerçekten çok özledim

o zaman ne istediysem

geri verin o arzuları bana

bunun türevlerini ne sıklıkla yaşadığınızı anlatın bana

sizin için kaç şeyin eski hali daha cazip

veya hiçbir zaman olmamış olduğu senaryolar

güneş gözlükleriyle

sadece pansiyonların olduğu

yol boyu palmiyelerin olduğu caddelerde

Snickers

yiyelim

***

radyonu özledim

şahlanan kalabalıkların sesleri yok

ve sınırlar var artık ama

en sevdiğim şarkılar çalıyor öğleden sonra

ve bir de

« Etkin, Caydırıcı, Saygın ! »

etkin, caydırıcı ve saygın olduğumdan eminim ben

gece dörtte oradan oraya dolaştığım

zamanlarda da

***

artık göl başında yaşıyorum ama

hep böyle değildi

koskoca bir denize bakardım eskiden

deniz fenerlerini bilirim o yüzden

bildiğim bir deniz fenerini hatırlatıyorsun bana sen de

Avrupa’da müthiş bir yapıdır bahsettiğim

suya ışık döktükçe

denizde kaybolan bir tanıdığımı hatırlatırdı bana

o durmadan

sadece

ışığı gezdirdikçe

sinirlenirdim

galiba biraz o hissi de hatırlatıyorsun

dolaylı olarak

***

kırmızı,

turuncu,

simli dudaklar

doğal olarak ince bacaklar

saçlar uçuşuyor

her şey kendiliğinden pembe

şu yıllar boyu kimse tadından yenmiyor

sizi temin ederim ki

kimse kendine bakmıyor

yılların onlara bakmaya çalıştığı

ve bakıp bakabileceği kadar

güzeller

***

güneş doğuyor

çift vardiya elbisem

4-3-2-1

serbestsin

bak etrafına

yan taraftaki çıplak ampulün altında

istemeden aylarca taşıdığı

çocuğunu şimdi de emzirmeye çalışıyor

uzaklaşıp arabaları geçtiğinde

gerçekten yaşadığını hissedersin bazen o an

bazen de ne zaman ilk kez bir şeylerin ters gittiğini farkettiğini

pembe elbiseyi artık neden giymediğini

ve arabayı kuzeye sürme düşüncesinin ilk hangi gün aklından uçup gittiğini

anımsamaya çalışırsın

***

siz yürürken

arkanıza bakmama rahatlığını

bilmezsiniz

zorunda olmanın hissini

seslerin o anki anlamlarını

siz

bu tanrısal müziği icra edenler

bu kadar basit utançlarını dünyanın

yüz karalarını

bilmezsiniz

nayıf ve cahil çaldığınız müzik

bizim için yaratılmış

aracılık ederken

pahalanıyorsunuz

zorunda olmamak

hissetmemek

duymamak

şafak vakti deniz girmek gibidir

veya gece

yakamoz parıldayarak

çullanırken etrafa ve üzerimize.

bazıları korkardı

bu saatlerde büyük balıklar da çıktığı için

ben sanırım hep kendimden daha büyük şeylerin

yakınımda dolaştığı düşüncesini sevmiştim zaten

sanayi yaraları

bunlar sanayi yaraları !

***

burası kutsal bir yer ve burada her türlü hayvan var

tepeden senin için ilk inene kendini kurban edeceksin

belki ölmezsin

şayet ölmezsen

bu durumda

yaraların sessizce evde geçirdiğin günlerin boyu iyileştikçe

sonunda sessiz kalmayı başarabilirsen

spot ışığı senindir

şöhret

ipek ve ışıklı manzaralar

hepsi

bu durgunluk neden ?

beklediğin cevap bu değil miydi

***

işte

sessiz kalamadım sonra

ve bu kadar az ışıklı sahnelerde

şarkı söylenebileceğine

şaştım

ışıkların altında çağdaşlarım

ve çöller için

« çalışırsak olabileceğimiz » her şey için yürüdüler

***

bu cam alanda karşılaştık

babamla tekrar

« burayı hiç böyle hayal etmemiştim » dedim

sanırım hayal etmeye mecali kalanlar giremiyormuş bunca yıldızın arasına

ilahilerin okunduğunu duyuyordum

başka bir yerden

başka çöllerde vardiyası bitmiş kadınların

alarmlarını da

***

o boncuk gözlerini aç da bana bak

çok seviyorsun bu hayatı

hadi

aç gözlerini

One Reply to “pembe”

  1. serap eser çorak adlı kullanıcının avatarı serap eser çorak dedi ki:

    Gerçekten dediğin gibi çok güzelmiş pembe.Farklı düşünce ve duyguları birbirine koparmadan bağlamanı çok başarılı buldum.

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.