Defne Çelengi, Zaman, Ölüm

Tamamlanamamış bir ifadeye bağlı bir düş kırıklığının yapışıp kaldığı bu kalemle yazıyorum

Daha farklı bir odadayım bu akşam

 

Bir sanatçının bitir(e)mediği bir eser parçasına addedilmiş, iskeleti onların ses duvarlarıyla inşa edildikten sonra adına yapışıp kalmış bu kişilerin ellerinden geleni yaptıkları birkaç dakika var önümde

Sahiplenir gibi

Üzücü bir uğraş veriyorlar

İzliyorum şuursuzca

 

Sanatçı çok genç ölmüştü

Ancak bu yüzden bitir(e)mediğini sanmıyorum

 

***

 

 

Kim bilir hangi sahneden

Hangi ışıklardan

Hangi gözlerden

 

Aynadaki hangi hallerinden görüntülerle getiriyorlar bunu benim ve yüzlerce başka insanın önüne

 

O günlerde Alison’a kim aşıktı

 

Gencecik fotoğrafları var yine perde arkasından

Biten hiçbir şey yok gibi bir an için

ve şaşırtıcı bir şekilde

sonrasında da

 

***

 

ben masanın üzerindeki bitik kalemi almadan önce

yemin ederim ki

daha herkesin buralarda olduğu bir zamandan

anlar zincirinin içindeydik

her bir obje

her şey bıraktıkları gibiydi

sanki hiç gitmemişler gibi

bazen böylesine uzaklaşan yaşam « kayboluşundan » dakikalar sonra hissedilir yine de

ölen kişinin odasının korunması gibi bir durum

 

kutu oyunları

oje şişesi

kurşun kalem, kağıt ve bitmemiş ifade

sürahi

hiç gitmemişsiniz gibi

çoktan hayat boyu mahvolmuş olsam

ancak mümkün olsa birlikte olmak

ve sevinecek olsak kavuştuğumuzda

geri getirir miydim sizi ve onu

diye düşünüyorum ben

 

 

siz düşünür müydünüz

 

 

denizi özledim günlerce

bazen dalgalar

hatıralara fazla dokunuyor

 

geleceği düşünerek de mümkün değil izlemek ufku

umut bulandırıyor zihni ve mideyi  insanda

gelecek söz konusu olunca

sanki olup olabileceğinden çok daha fazlası

oluveriyor aniden

 

geçmiş de olmuş olup olabildiğinden daha güzelmiş gibi görünür geriye dönüp bakınca

ancak hiç değilse birtakım acıların yaşanmışlığını

sıklıklarını

şiddetlerini tanırsınız

 

***

 

neler yaptığını bilsen

meşgul olur muydun yine de

bin dört yüz altmış

nerede olduğun tabii ki bir fark yaratmıştı

bu günler içerisinde

 

bitmeye yakın bir hale bürünüyor artık

en sabit halinde yaşayacak

bu hayalet

 

öncesinde düşünceleri bulanmazsa

çünkü ahizeden kulağımın içine süzülen yılan gibi kararlılık çıkmıyor asla

 

ve benim doğum günü dileklerim

ortancalarım

şarkı sözlerim

 

doğum günü,

kayan yıldız,

yanağa düşmüş kirpik,

okazyonu umursamayan, sadece sonsuza kadar dilemek istediğim dileğim için bu saçmalıklar silsilesi içinde fırsatlar

 

derin bir nefes al

ve çoktan yaşlandığımızı hayal et

ben onca kaybolmuş zamanı böyle çöpe atmaya çalışırım sık sık

yaşlanıp bunamışım

olmuş da unutmuşum

gibi yaparım

(sevgilim)

beyaz şeffaf elbisemi

baştan hayal ederim

hatırlamaya çalışıyormuşçasına

 

***

 

saçlarıma ışık vurduğu an gördüm beklediğini

iki gün daha beklemesi imkansızdı

 

günahlara

ve bahçelerin değişimine ilişkin

bir idealar çöplüğüydü izlediğim

 

geceyarısı havasında yalnızca o ses vardı yalan söyleyen

 

söyleyin bana,

 

delip geçtiğini söyleyip durduğu zar hiç var olmuş muydu ki

 

***

 

ünün ne olduğunu düşünüyor insan

insanların bariz eğilimlerine bağlı olarak sonsuza dek unutulmuş bir yazarın kitabını okuyorum

o bir çağdaşının kölesi olarak anılıyor

oysa ki bu ikisinin işledikleri elementler

bir diğeri olmadan çalışmayacak bir mekanizmanın parçaları

 

mükemmelliği kendinde görebilen kimdir

aynanın önüne geçtiğinde

en yüksek tanrı olduğundan emin olanın kim olduğunu biliyorum

desem saldırır mısınız bana

 

veya zaten bildiğiniz için

fare zehrinden ve tek bir andan mı medet umarsınız

 

***

aşkımız için katlettik

biz seçmemiştik bu koşullarda aşık olmayı

değil mi

sessizce buluşup duracaktık sonsuza kadar

altın saçlar

 

 

ben senin « kaderindekini » öldürdüm

artık beraberiz

koruyucu melek değilsin artık

sadece kendini koruman yeter

demiştim

 

 

ancak artık tanrının gücünden ve bize özgürlüğümüzü veren o bulanık sulardan başka bir şey düşünmüyorsun

saldırıyoruz birbirimize

aşkımızın ideadaki hali dolanıyor bileklerimize

seninle yere kapaklanmak istediğime yemin edebilirdim o zaman

 

Tanrımız bize gülümsüyor

Havva bulanık suların dibinde yatıyor

Biz sevgilimle sabahlara kadar kavga ediyoruz

Rüyaların mı yoksa engelsizliğin mi daha feci bir lanet olduğu konusunda

 

Ilk sevişmemizde

O gün gördüğüm gibi

Beyaz ışık gibi bir duyguyu sevgilimin suratının barındırabilmesine şaşmıştım

Gece mum ışığında cam kenarında oturan

Arada bir camı güç bela açıp ağzını bıçak açmayan sevgilimin

Yemin ederim ki şafak vakti aydınlanan saçların gibi aydınlıktı yüzü

 

Ölümle birlikte ışıkların çok farklıları

Çok güvensizleri geldi yüzüne

 

Dehşet dolu on gecenin ardından

Tanrı’yla el sıkışmayı kabul ediyoruz

Askerler gibi

Tam olarak askerler gibi değil

 

Lavabonun altındaki dolapta anlaşmamız için ne bulunması gerektiyse hallediyorum

 

***

 

Meleğim müthiş bir dansçıydı

Bu dünyada her pisliğin en kapsamlı kaynağı ne varsa

Vücudunun her yerine tutuştururdu onu

O andımızı on yedi yaşında ezberlemişti

Vakit nakittir

 

Aklımda tek bir yüz

Yaşlılığa ve yozluğa güzelim gözlerini kapayarak yaklaşıp

Onları öpen destansı suratı

 

Bütün detaylarını istiyorum zihnimde

 

 

 

Çoktan kırılmıştım,

Sistemde yaşın bir önemi yoktur

Ve andımızı hiçbir zaman öyle ezberleyemedim

 

Bir de o sarışın kız var meşhur pembe odada

Çoktan büküldüğünü son anda farkettiği oyuncak bebeği kurtarmaya çalışan

Kendi zaten daha çok bir güve gibiydi

Itiraf etmek gerekirse

Çok zordu onu kurtarmak

Onca sisin içinde

Ahlakın çürümüş aradallarında dolaşıp

Çoktan kırılmış kirli porselenle uğraşmak

Güve sereserpe yatmıştı

Tüm vehametiyle

Kurtarılmaya ihtiyacı olduğunu düşündüğü

Porselen bebek için

paraladı kendini

 

***

 

Bedeninin hareketlerinin acısı

Koştuğu bütün yollar

Tüm günbatımları

Yüzünde yaptıkları tüm rötuşlar

Hâlâ eski minimalliğini gözümün önünden götürmek için yeterli değil

 

Aslını istersen muhteşemsin

Fakat insanlar her zaman başına tam olarak ne geldiğini merak edecek

 

 

***

 

lavanta bahçeleri

alacakaranlık

beyaz elbisen

endişeyle örülü tüm ağlarımız

ve soğuktan yumuşak gelen cilt

sen dans ettikçe çalmaya devam edeceklerini söylemek çok isterdim

duvağını tak ve beni izle

 

***

 

 

en son söylemlerinden sonra senin nerede biteceğini çok merak ediyorum

 

 

 

 

One Reply to “Defne Çelengi, Zaman, Ölüm”

  1. serap eser çorak adlı kullanıcının avatarı serap eser çorak dedi ki:

    Okumak yazdıklarını çok keyifli .hissettiklerini dörtlükler olrak yazsan olabilir mi acaba.? Şunun için söyledim bunu okumaya sıkılanlar için

Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.