2402 

Sarı ışıkların arasından çıktım gökyüzüne, daha farklı bir denize doğru, çok özlediğim tek solgun duvarların arasına girmek için, o duvarların arasındakine her gün ağladığım için gittim.

Yakıyor, hep yaktı

Soğuk duvarların arasında sarmaş dolaştık, çok eski saatler, bu zamanda mümkünatı olmayan hareketler, ellerimde en yumuşak, en hafif eller vardı

beni birçok şekilde mahvedebilir

nasıl hissettirdiğini ilk defa biliyorum

reddettiğim yıllardaki halim de anlaşılabilir ama bu kendime verebileceklerimden farklı. Gerçekten çok farklı, bulması çok zor. Hâlâ şaşıyorum.
onunla her yeri hayal ettim

benzersiz
gidip gelen trenlerin arasında

tek bir sesi

rengi

devinimi

bekledim camlar arasında ve endüstriyi hazmetmeye çalışırken
yüksekten, ışıklar ve uykuda olan hislerin uyandığı saatleri beklerken uçtu içim sürekli

şehrin de o saatte uyanık olmamasını arzu ederdim

çıktı merdivenlerden

yürüyüşü çekingen, hafif bir atılganlık hissi, ani hareketlerim

evet sonunda geldi
başka bir zamandan gibi(yiz)

beş yüz kilometre uzakta bej duvarların arasında mumu, duvarları şarkıları saatlerce esir etmediğimiz,

o geceler dışında huzur olmayışına şaşırmadığımız zamanlarda dahi.
özellikle o kesinlikle buradan değil,

her gün şükrettiğim,

beni seçmiş,
***
Ben böylesini yazamam hiç

tanıdığım en yorgun deniz
gece vakti sükutumuz boyu titrer ışığımız
ben de titrerim
hep zor sessizlik içinde
özellikle benim içimi kavuran

üzerimde en barışık hüznün kızıllığı

o üzerimde gezerken yere bile bakamam

olsa olsa bihaber camdan bakmaya çalışırım

şuurum gözlerimi yakar
zor tutuyorum bazen elimdekileri

onlar düşerken de

tesellimiz olmaya çalışıyorum

Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.