Sarı ışıkların arasından çıktım gökyüzüne, daha farklı bir denize doğru, çok özlediğim tek solgun duvarların arasına girmek için, o duvarların arasındakine her gün ağladığım için gittim.
Yakıyor, hep yaktı
Soğuk duvarların arasında sarmaş dolaştık, çok eski saatler, bu zamanda mümkünatı olmayan hareketler, ellerimde en yumuşak, en hafif eller vardı
beni birçok şekilde mahvedebilir
nasıl hissettirdiğini ilk defa biliyorum
reddettiğim yıllardaki halim de anlaşılabilir ama bu kendime verebileceklerimden farklı. Gerçekten çok farklı, bulması çok zor. Hâlâ şaşıyorum.
onunla her yeri hayal ettim
benzersiz
gidip gelen trenlerin arasında
tek bir sesi
rengi
devinimi
bekledim camlar arasında ve endüstriyi hazmetmeye çalışırken
yüksekten, ışıklar ve uykuda olan hislerin uyandığı saatleri beklerken uçtu içim sürekli
şehrin de o saatte uyanık olmamasını arzu ederdim
çıktı merdivenlerden
yürüyüşü çekingen, hafif bir atılganlık hissi, ani hareketlerim
evet sonunda geldi
başka bir zamandan gibi(yiz)
beş yüz kilometre uzakta bej duvarların arasında mumu, duvarları şarkıları saatlerce esir etmediğimiz,
o geceler dışında huzur olmayışına şaşırmadığımız zamanlarda dahi.
özellikle o kesinlikle buradan değil,
her gün şükrettiğim,
beni seçmiş,
***
Ben böylesini yazamam hiç
tanıdığım en yorgun deniz
gece vakti sükutumuz boyu titrer ışığımız
ben de titrerim
hep zor sessizlik içinde
özellikle benim içimi kavuran
üzerimde en barışık hüznün kızıllığı
o üzerimde gezerken yere bile bakamam
olsa olsa bihaber camdan bakmaya çalışırım
şuurum gözlerimi yakar
zor tutuyorum bazen elimdekileri
onlar düşerken de
tesellimiz olmaya çalışıyorum

