EV

Gitmek istediğim yeri gidemeyeceğim yer gibi sevmedim hiç

Müzikalleri ve tiyatroyu izledim

Ailemizdeki  bir çoğunluk da bu kıtanın hayaliyle yaşardı hep

Yakındı da

 

***

 

Her şeyin daha anlamlı göründüğü saatlerde söyledim bunu yabancı sayılabilecek birine

Bu konudaki ilk dürüstlük örneği

“gitmek istediğim yer” ile alakalı tüm parçalar  birbirine oturuyor. Farklı bir dürtü ve sebeple arzulanan diğer sevgili,

öbür yandan diğer kıtadan gelen ve ağırlıklı olarak zihinsel ürünlere bitmeyen hasretim

her yerde ve her durumda bir şekilde hep onları seçiyorum

 

korkunç bir şekilde aşık olup, ondan çekinmek gibi

ellerime karşın keskin, soğuk hava

***

 

Aslında hangisini özlediğimi ayırt edemiyorum

Bulunmaz tutkuyu, kayıp, akıl almaz bir hızla geçip giden geceleri mi

Yoksa olması gereken tam da buymuş gibi hissettiren hızlı sevişmek, daha küçük konulardan konuşmak ve sürekli göz önünde olmak gibilerini mi

 

***

 

Müziklerini dinleyip merak içinde süzüldüğüm diyarlara geldim sonunda

Beklediğim kadar ilginç veya farklı değildi, alacakaranlık, hava ve renkler burada daha yalın sadece, on yıl içerisinde eskimeyip eskitecek gibi dağılıyorlar gökyüzüne

Binalarda alışkın olduğum aceleye gelmişlik ve panik yok

Burada herkesin her şeye zamanı var gibi

Çok uzun süreler sokaklarda hareket ediyorlar

Ben ise burada olduğum süre boyunca her sokağı ve her mekanı olabildiğince hızlı terk ettim

Çok belirgin birtakım hisler için ideal bir ortam

Ancak o kadar spesifik ki sanki tanımı yok ve sokaklarda yürürken güzelliğini anlatmak zorluyor insanı

Nokta atışı, bunaltıcı kelime haznesi ve düzen

 

Zihinde birçok farklı, söylenmesi gerektiği düşünülen düşünceler aynı anda biriktiğinde hepsinin birbirine karışması ve hiçbir şey söyleyememek gibi

***

Bir balon estetiği hissediyorum hep

Fanus meraklıları

Asla aynı türden olmayan ve olmayacak kaosu algılama şeklimiz

Acılarımız

Kin ile dolu olduğum diyara özlemimden öleceğimi hissediyorum

Biraz üzülüyorum

Oradan birinin gözlerinde gördüm ancak samimiyeti

Dolu, iki tane sıcak kahverengi göz

Hiç böyle dokunmamıştım kimseye

Aynı karmaşanın içinde büyüdük

Sevdiklerimizin bulunduğu çeşitli yerler

O mekanda sadece bizim için bu kadar endişe verici

 

Yılları nasıl hissettim gözlerinde de anlatamıyorum

Büyüdüğümüz yere özel bir çekiklik, küçük denebilecek müthiş gözler

 

Nasıl minnettarım

Ve bazen amacını gerektiğinden fazla sorguladığım bu duruma devam etmenin çok farklı bir anlamı var artık

Deniz

***

 

artık azat edilmenin hoşuma gideceği çok fazla üzüntü var, buna rağmen o yüzü hiçbir şeye değişmezdim

belli ki bu durumda olan tek ben değilim

çünkü ona yazılmış bir şarkı kulaklarımda, eski kıtadan

 

yanımda, fanusun içinde doğup büyümüş olan için durup dururken kağıda düşen damlalar ne kadar absürd

oldukça yoğun eski sandalı dinlemek

muhtemelen Ege’de veya Akdeniz’de süzüleceğimi bilirken

çöplerle dolu günbatımlarını

korkunç, yüksek sesli geceleri özlüyorum

 

şartların ve şarkıların hayal kırıklığına uğrattığı

düşleri ve beklentileri hiçlikte gizlemeyi kafasına takmış o figürün binde birliğini özledim

nasıl bırakılabilir ki yazmak

daha kavuşmaya saatler varken

***

muntazam ağaçların arasından saatlerce gidiyorum

hep hayalleriyle uyuştuğumuz müthiş yerler

 

ancak bir şekilde ılıklık ve çıkmalar aklımda

böyle lanetlenmek sonsuza kadar

kayıtsızlığa ve kanunsuzluğa

 

hepimiz “hayatın değeri” baskısıyla zorunda bırakıldık aslında terk etmeye

düşünüyorum hep

kalacak olsam çok küçük alanlarda bulur muydum kendimi

onun yakındığı gibi

günler orada asla geçmez miydi

 

kaç aşkımın gitmek zorunda kalacağının merakıyla duruluyorum

 

cevaba bir süre ağlıyorum sonra

ve havalanıyorum

 

 

alternatif sessizlik ve sen

 

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.