kayma yahut “yıldönümü” (3)

“inside the flame”

 

08.05.2013

 

Nasıl bir güçse artık bu, yardım etsin bana.

 

İnsan psikolojisinin gece hali çok ilginçtir, ya çok büyür ve genişler ya da küçülür ve daralır, yapayalnız kalır. Yine ikili doğaya ve nefret ettiğim dualitelerin hepsine radikal ve aynı zamanda sevimli sayılabilecek bir gönderme.

 

Dün o da yoktu. bilgi akın etti yine içimden, geceleyin esen rüzgarın olup olabildiği her şey damlıyordu bütün bilgilerden, yapıcı olsam da birtakım tehditler onu daha çok alakasar ediyor, hem de sessizce. Sessiz bir sürü sancı bu şekilde, neredeyse benim bile hissedebildiğim sindirim güçlüğü.

 

Tehdit biraz da benim sürekli yerdiğim, birçok farklı kişinin direkt olarak içinde olduğu konseptten, bu konudaki radikal görüşlerimden, savunurkenki ateşten kaynaklandı.

 

 

 

09.05.2013

 

Yemin ederim ki yazılarım özellikle tek bir elementin yokluğu ile çok çeşitlendi, anlamları da (ç)eşitleniyor yavaş yavaş. İlk defa içimden ne geliyorsa onu yazıyorum, bu yüzden şu ana kadar yanına bile yaklaşmadığım birtakım sıfatlara mahkum olmalı biraz çünkü “sansürsüz”, en azından şifresiz aktarım taraftarı olmadım hiçbir zaman, eskiden “bir şey” dediğim yazılardan referans fışkırır bu yüzden. Rüya gibi, bir anlam yaratmak için kişisel veya yazanın çözümlemesine ihtiyaç duyulacak sıkıntılı metinler. Şifre aracılığıyla evrensellik de ilginç bir konsept olabilir.

 

***

 

06.47

 

hava hâlâ karanlık, kesinlikle yatağımda kalmam gerektiğine tüm kalbimle inanıyorum. Daha alacakaranlık bile hakim değil etrafa, küçükken her Pazartesi sabahı ağlardım. Bir de bunun her insana bu kadar dokunup dokunmadığını merak ederdim, yani sıcak ve karanlık yatağı terk etmenin. Hiçbir fikrim yok.

Sekize doğru dışarı çıktım, hava çekilebilir haldeydi. Bunun dışında bu günlüğü her kim bir gün okumaya karar verirse, anlam aramayacağınızı umarak kendimi “anlamlı yazı yazma” badiresinden kurtararak, buna rağmen karnımda rahatsız bir hisle yazmaya devam ediyorum. (?)

 

 

18.05.2013

 

Aklımda böyle statik bir hale bürünmen korkutucu çünkü arzu hissetmiyorum, heyecan, şehvet, sevgi, hiçbir şey hissetmiyorum. Bir olay bile canlandırmıyorum kafamda.

 

Aklımdaki gravür, zihnimin içindeyken donmuş, komik hallerde süzülüyorum.

 

**

 

Bilardo masaları ve dişiler. Dümdüz topa bakarken bir anlığına bile gözün kaysa, hayal kırıklığı.

 

Herkesin meşhur, fotografik hafızası

 

 

Rüyalar sıkıcı diyebileceğim her şekilde farklıydı bu gece. Rutin içinde bazen hareket edemiyorum, bazen içim uçuyor. Olduğun rüyaların direkt görüntü olarak değil fakat sembolik olarak gerçeğe yakınlığı çok ilginç.

 

Öbür yandan ruhlarını satanlar var hayatın her alanındaki bomboş her şey için. Bunu gerçek anlamda deneyimleyebilmek için çok uğraşmak gerekmiyor, en yakınlarımdan birini de daha yeni kaybettim bomboş arzular yüzünden.

 

***

 

28.05.2013

 

19.02

 

Birinci tez

 

tamamen bağımsız bir zaman kaybı bu yazının içine sızmaya çalıştıkça bunalıyorum.

Güzel görüntülerin zaman içindeki yerlerine göre bir burukluk

 

Beynimde her an hızlı ama boş geçiyor.

 

Ahize çok sıcaktı

 

Basit kelimelerin icra edilişiyle yüz altmış sekiz saat daha alevler, ve artık havanın bitişi hissediliyor, matem yerlerini andırıyor gece geçen her konuşma.

 

Gayreti çok yapışkan ve gereksiz, umut onunla etkileştikçe kararlar tamamen, mutlak bir sapmaya uğruyor. Bu seferki akılsal ve bedensel zayıflık, zamana yayılmış ve onun kölesi olmuş beden ve zihin, zincirleri sürekli ısıtan bir ateş. Akıl soğutabiliyor belki şanslı anlarında ama zinciri kıramaz, köle.

 

Berbat, çamur gibi bir iletişim doğurdu bu, öyle mide bulandırıcıydı ki artık girişimler konusunda uzun uzun düşünüyoruz, düşünene kadar fırsat tamamen kayıp.

 

**

Sabaha doğru tamamen soluverdi(m).

“la fin justifie les moyens”

***

 

kayıtsızlığı, durağanlığı ve erotizmi hissedebiliyor musun

 

elimizden kaçmış her şey

 

***

 

30.05.2013

 

yaz geliyor

 

***

 

, geçen sene bu zamanlarda sana “yaz geldi” dedim, onca zamanın solup gidişini anlamaya çalışılmaması gerektiğini ancak kavradım.

 

Üslup bile bulaşıyor

 

Şu an yazdığıma göre beklediğim şey olmayacak, olacak olsa bunu yapmaya hakikaten de zamanım olmazdı diye düşünüyorum. Şu an olduğum yer de hep gerçekten bomboş gelirdi. İlklerin ayı.

 

Kağıdın yırtılışına bir atıf

 

İnsan gözünün algısı ve belki zaman bile sapıyor.

 

***

 

Pazartesi

Salı

Çarşamba

Yarın

Yarından sonra

2 gün

5 gün

1 hafta

 

Yıllara dönüşür

hiç

 

***

 

tek yazdığım bu, bu yüzden geçen seferki gibi gelişme duracak.

 

günışığının veya yapma ışığın altında, hep daha farklı ve bu kimse için değişmez. Köşesiz bir devinim, koştuğumuz alan çok büyük ve sınırları koyan tek kişi ben değilim ne yazık ki.

 

hayatta gitmek istediğim tek yere beni götürebilmiş şarkının her bir diğer şarkıdan farksız, eskimesi

 

bir şekilde bir  yüzeyselleşme isteği sarmıştı tüm zihnimi önceki yıllarda da, beni görüntü kurtarıyor.

tek bir mutlak gerçekliğin (?) salınımı bile ateşi tehdit eder

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.