1307 

sen ve geceye yayılan hafızam
şehir dışında otuz gün 

tepelere kurulu kutulara yakın 

hatırladığım çok uzun bir merdiven vardı 

nihayet bittiğinde sarhoşsun ve kıyafetler de bir şekilde kayıp

o zamanki şarkıların içi o günler geçerken bomboştu 

gece gündüz aynı müzik 

ay ve deniz ile alakalı bir yeni terim öğrendiğimi hatırlıyorum 

radikal konumları ve fikirleri mutlaka yutuyorum
denizin o pis suyu ancak yakıyor 

ve yalıyor bedenimi şimdi 

karmaşanın içinde 

bir türlü yenilenemiyordu su 
o zaman için pek fark etmezdi 
uyuşuğum ama sadece yapış yapış 

sıkışıklığı hissediyorum 
hep bahar aylarını dolduran kokunun ismi de o insanların ismi gibi kayıp 

müzik aynı 

birkaç yıl sonra iskele kapatılmıştı 
bir süre oturmak istiyorum

uzun süre oturmak istiyorum 

hep çok kısaydı anlarımız

her izlemeye çalıştığımda takılan kayıtlar gibi 

parça parça 

seni asla birleştiremiyorum
sözlü şekilde pek yaşanmazdı  

artk kelimeleri de çürütüyor 

hafif bir tutukluk hissediyorum ateşle

hep yanıyordum 
senin için de benim için de

yalanı ayırt etmek bir marifet olmadı hiçbir zaman için 
hava ve o solmaya başlayan koku uzaklaşırken solumaya çalışıyorum yok olana kadar 

hissiyatım ciğerlerimin 

genişlememesi 

ve bataklık gibi zaman 
dalgalar çekildikçe çekiliyor

söğütler uçacak artık

***

gece dair tek hatıram 
şafak vakti 

ortancaları hatırlıyorum

küçük pencereden
bodrum katında sıkıntılı akvaryum ışığı 

ve tek bir kaynağı olmayan

ağır 

yapışkan 

nem vardı 
ya kendimi çok zorluyorum 

ya da hiçbir zaman hatırlanmamalı 
Ağustos ayında hâlâ 

Kasım’ın bir günü karanlığın çöküşüne hasretim 
zamansız bir estetikti o an

sıcaklığa dönüşen haz

öpüyor karnımı hatırladıkça 
kaybolmuş tek bir şey konusunda yanılmıştım fakat buna bedel olarak daha fazla ve tırmalayıcı şekilde kayba uğradım 

ben de isterdim gecenin bir köründe 

hissiz bakışmak 
fikirler tek bir an ile siliniyor

berrak suyun yokluğunda bedene yapışıp parlayan kumları 

zavallıca sevmek
***

şehrin ışıyıp gürlediği sıralarda 

gece ve gündüz 

hep denize bakmak istiyorum 
balkondayken görüyorum hep 

gecenin üçünde bile koridorlar boş olmuyor 
***
yeraltı
olamayışının içinde asla karanlık yok 

deli bir istek 

iğne deriye girerkenki hissi gibi korku 

ve dürtünün içinde yerini bulamamak sadece 

tam da bu sebepten tahmin edilemez olmak için 

hep susması gerekiyor

benim kalmam için 

perdeler ışığı kesmiyor ve bir daha inlersem

perdeler ışıldayacak sanki

beyaz 

fayanslar

çok küçük milyon iğne gibi soğuk 

bedenime batıyor
zirveden aniden düşmek yerine ağır ağır inmek zorunda bırakıldığında sadece ben vardım 
gece denizin üzerinde gibi görünen ışıklara kadar yüzme arzusu da 

kendi kendine çürüdü sonunda 
iskelede 

denize karşı çok rüzgar olurdu öğleden sonra 
günbatımının 

bir zamanların yeşil tülleri yerlerde

merdivenlere kadar saçılmıştı 

geri geldiğimde 

nice senelere 

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.