Olup olunabilecek her şeyin farklı yerlere sinmiş olması, gördükçe yetenekleri uzak çekmecelerden çekip çıkarmak.

En yakındaki keşiflerden biri ise uzun süreden müthiş bir tazyik ile akmayan kelimelerin tamamen stimülasyon eksikliğinden kaynaklanması.

Buna rağmen var olan ve her zaman var olacak pürüz ve hatalar inkar edilemeyecek olsa da, bir şekilde bu dürtülme içinde daha anlamlı bir yerleri var.

İkili doğaya rağmen bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Her seferinde nerede yanlış yapıyor olduğumu anlayacak olsam bile, her seferinde farklı bir kod ve tanıyamıyorum, tekrar denemek, kısır döngü.

 

***

 

Yüzeye tamamen dokunacak cesaretim yok.

Daha çok suya değip tekrar yükselen yarasa, ışığın merakı içinde sürekli çırpınmak gibi, sancı ve hayal kırıklığının mutlak varlığı.

Nasıl oluştuğu bilinmeyen çukur ve içinde yalan zift gibi, kesinlikle ışığın cezbediciliği veya ışığa yakalanılan anlar zifte batmaya eşdeğerdir.

Herkesin zihninin en derinindeki çukur bu, varlığını kesinlikle tanıdığım hatta onu gördüğüm her an tüm hevesimi kaybediyorum.

 

***

 

Yırtılmayı yaşamak farklı bir durum. Şimdi iki türlü de kızgın ve farklı tür iki metal parçası iki yanda, düşmek istemeyeceğim boşluk ve tutunacak başka yerin olmadığı gerçeği biraz olsun yırtılmanın tasviri gibi ve mantığın devreye girebileceği herhangi bir enterval mevcut değil, korku ve arzu, kilit.

Mutlak dişiler gerçeğine grafik bir şekilde katlanmak ne kadar yorsa da bazı dikenli tellerin nerede başladığını ve nerede bittiğini, bu tarz sınırları bilmek rahatlatıyor. Bu bölgeye yakın yerlerde kayda değer bir savaş verdiğim süre boyunca ise sürekli izleniyorum, ilginç kısmı ise tellerin dışında olsan bile gittikçe daha fazla mayının tahrik ediciliği.

 

***

Kendimden ayrı başka bir oluşumun yaratacağı herhangi bir hisse hasret, türe kayıtsızlık her zamankinden daha derin.  Bir gün çok acı çekersem büyüklüğü çok da fark etmeyen bir odanın duvarları arasında kendi kendime özür dilemek asla çekilmez.

Akışta zaman zaman beliren pikler yok oldu ve sanki bir şantiye var sadece artık, inşaat asla bitmeyeceği için sürekli duvarlara çarpıp yükselen sesler ve sabit, sonsuz akış var. Sonor akış, ne zaman başladı bilmiyorum fakat susmuyorlar. Klişe, ama doğru.

 

 

***

 

Dişil halin yapışkanlığı, doyumsuzluğu ve bir cinsiyete hitap eden diğer konular oldu hep, onların varlığı ise sadece bir yük gibi etrafta, yere düşen, yere düşürdüğüm. Engele cevap olarak yüke dönüşüm tek seçenek.

 

***

Yeniden doğuşu yaşatma yeteneğini arzuluyorum fakat materyallerin çoğu yıkık dökük, ve bu hasarın yanı sıra sağlam olanlar ise gayet yetersiz, tatmin edici değil. Herhangi birileri için olsa bile, benlik için asla olmayacağı gerçeği gelgitli bir sancı ve sürekli bir lanet.

Bazı zamanlarda algılar ağrılı bir şekilde tamamen açılır ve o zaman yarattığında insanlar için seviyeyi algılamak mümkün değildir, tüm muhtemel yargılar bulanır, bu yetersizlikleri aracılığı ile mükemmeliyeti görmüş, yaşamış oldukları gibi bir illüzyon siner beyinlerine, bulundukları yerden sonrası tamamen beyaz ışık ve kusursuzluk.

Buna karşın sürekli görmek ve kontrol edilemez ayıklık, farkındalık vardır. Bunlar asla esrikleşemezler, kendi eserleri içinde de lanet yaşar, ileri.

 

***

Bu yüzden his gerçekten çok güç, bu cümle ise aslında her zaman okunduğu gibi de kastedilmiyor.

 

***

Nefret fazla yorucu olsa da öfke sürekli kavuruyor ciğerlerimi, özellikle bahsi geçen ziftin sıcaklığının ve yapışkanlığının içine sürekli batanların, bu durumda olduklarını sürekli olarak inkar edip daha da batmaları, benim havada bile hissedilen özlemi cıva solur gibi içime çekmek zorunda bırakılmam, ve herhangi birini ulaştıramadığım ve asla da ulaştıramayacağım şu alçak ve acınası konum, tam şu an konuma yüklediğim bu sıfatların çoğu zaman ayrı bir tartışma konusu oluşturması başlı başına tek bir konu olarak öfkeyi tetikler.

***

Günışığının veya yapma ışığın altında hep daha farklıdır ve bu hiçbir zaman için değişmez.

***

Koştuğum(uz) alan çok büyük fakat sınırlı, sınırları koyan sadece ben olmadım hiçbir zaman. Gerçekten tam anlamıyla nefes aldığım ilk gün biraz olsun uyuyabileceğim.

***

Renkler ve porselen, optik problemler, acılı ve hareketli sanat türleri sıkıcı, ve asla herkes için zarif değil. Olamayacak da.

***

Bir gece içinde yaşanmış şeylerin simetrisi sebebiyle tekrar bulantı şart haline geliyor, basit ve en sevdiğim kuralın geçerliliği renk spektrumunu genişleten olgu.

 

 

 

Ancak artık çoğu gece renkler gereğinden fazla parlıyor ve sanki bir kez bile inlersem renk perdelerde.

Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.