bütün gece bekledim. her tarafım ağrıyana kadar ve her hücrenin ağırlığını pis bir borç gibi taşıyarak, sancılı ve durağan, gri ve beyaz arası pis bir renge sahip yorgunlukla bekledim.
şu gecede olmasını beklediğim şeyin buraya kadar kendimi zar zor getirişime hakareti, düzeltilip durulan çerçevenin bir şekilde her zaman yamuk oluşuna benzemek zorunda.
keşke bildiklerimin hepsine sadık kalabilecek iradeye sahip olabilseydim. Çok fazla teorik yaşam bilgisini uygulamaya koyamayan, uygulamasında her zaman hata olacağından acınası halde emin olan zavallı varlık,
o da elimden tutmak istemiyorken ve böylesine başarılıyken, kendimi inatla ateşe atmak isteyişim tek bir sebebe bağlanabilir. Bu ihtimalin haklı eziciliğinden, koştuğum alanı küçültmek ve duvarlar arzuluyorum, o zaman biraz olsun uyuyabileceğim.
tekrar bu vahşi, hain istencin içine düşmek istememek için fazla tecrübesiz olduğumda karar kıldım, hâlâ bunu etraflıca düşündüğüm her an sinir bozucu bir coşku ve dalgalar halinde gelen bulantı hissini bastırmaya çalışıyorum.
ya gerçekten gitseydim? bu geceye çok ihtiyacım vardı fakat elimde olan tek şey iğrenç bir arzunun külleri, ve çocuksu, katlanan bir hayal kırıklığı.
***
dişil halin hafifliği, yapışkanlığı ve doyumsuzluğu.
***
birçok akşam boyu tüy gibi hafif, sonrasında taşıyamıyorum onu
