Koridorlar

On altısı gecesi mutlak bir ışık, rahatsızlık verici bir eminlikle uyandım. Kuyruklu  elbise, zarif ama neredeyse ölü bir varlığı arkamdan sürüklemek, gecenin en uygunsuz saatinde.

Sıcak ve ıslak, benim olmayan bir bilincin akışı. Sesler her duvardan daha güçlü sekiyor sanki ve etrafı seçmek ızdırap.

Zor zamanlar. Kelimeler ile alakalı birçok sorun katlanarak yayılıyor zihnime. Detaysız, sade ve birazdan uçacakmış gibi itici bir yürüyüş. Gökyüzü hâlâ tedirgin bir kızıllıkla aç.

Yoğun arzu içimi yakarken, ihmalin hafifliğini anlatıyordum kendime. Eminlik o zaman da vardı. Kendimizi neyle zehirledik böyle? Kolektif bir çöküş.

Bir süre önce şehvetin güçlü aktarılabilirliğini bir kez daha keşfettim. Her seferinde biraz daha sıkılaşıyor ipler. Oluşan izleri hücrelerimde bile hissedebiliyorum. Hâlâ yazıyorum, yazsam da pek fazla şey söyleyemem. On altısı gecesi tüm eminliğime rağmen yine de bir hayal kırıklığıydı. Açıkça söylenebilecek tek şey bu, belki de tek eminlik hayal kırıklığının mutlak varlığıdır.

Değilim denilen her şey.

En “değerli”lerden birini kaybettiğimi sanmıştım, fakat elimden kaydığını hissettiğim an dahi silinmiş zamandan. Her geçen gün içimin deşildiğini fark etmem hep çok uzun sürüyor. Birçok saçma yerde, bir sürü yırtık.

Siyah ipeğin üzerinde soluğumu kontrol edemiyorum.

Doyuma ulaşmış, hiçbir yoksunluk belirtisi göstermeyen varlığın şaşırtıcı devinimleri.

Son sayfalar

Yüzmek, ihtiras. Körlük, cennetsi renk tonları. Deniz ve renklerden önce dikenli teller. Keskin hâl üzerime oturdukça her şey daha hızlı ve daha vahşice yıkılıyor, yoruluyorum. Bıraktığım yerlerde bulamıyorum hiçbir şeyi.

Toprakta ve havada. Vücudumu yalayan utangaç ışıklar, sarmaşıkların arasından ellerimi kırmızının tonlarına uzatmak.

Gecenin ortasında lekeler. Siyahtan başka bir şey görünmese bile, bugün veya yarın, sana tutunamıyorum.

Hiçbir şeyin değişmediği en yorucu zaman.

Kan ve şehvet kokusu karışıyor, bir çeşit dansa dair seraplar müzik ile belirip yok oluyor etrafta. Dizlerim titriyor.

Tiyatro kadar sinirlendiğim bir şey yok.

Halbuki o kadar çok şey siliniyor ki

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.