Kahverengi Kumaş Koltuk ve Diğer Sancılar

Karanlık. Sadece perdenin arasından sızan cılız bir ışık huzmesi. Saat kaç biliyor musun? Kedinin miyavlamaları. Guguklu saat yer yatağından yukarıda. Kuşu söküp atmıştın kim bilir ne zaman. Ya da öyle yaptığına inanmak istemiştin. Bu önemli değil.
***
Birkaç yeni kelime. Seni izlediğini bildiğin komşu. Sana bakıyor. Gör(m)üyor musun? Iki yıl önce olsa inanmak istemezsin. Neler oldu? Annenin haline acıyıp gönderdiği tozlu nevresim takımları. Birtakım batıl inançlar gibi kokan anılar. Yüzünden okunuyor.Annen bunu kabullenmek istemez. Sen de atarsın geldikleri gün koltuğun arkasına. Mutfaktaki sevgilin elindeki bıçakla oynuyor. Salağın teki aslında. Sorun değil. Senden aptal olanlarla oldun hep.
***
Dolunay. Işığı yüzünde. Bu gece birkaç kez ağladın ve birçok kez camları açtın. Evin havası boğuklaşıyor bazen sigaradan. “Evimdeki duman beni ilgilendirir” dedin, konuştuğun kişi her kimse. Sen de çok bakmamıştın yüzüne. Siyah transparan sabahlık üzerinde yine. Dışarıda kar yağıyor. Hava karanlık. Seksisin. Hâlâ karanlık. Sabahlığı ölü bir gölge gibi taşıyorsun. Kalemin kağıdı dövüş sesleri. İyi olduğunu sandığın edebiyatın sesi.
***
Kahküllerini düzelttirmen gerekir(miş), kendin kesmiştin. Saçın mideni bulandıran bir kızıl, kızıl aslında gerekli değildi. O gün nedense güneş yanıltmıştı seni. İsis bir kahkaha attı. O gün sokakta biraz daha hızlı yürüdün. Eve geldiğinde sinirlerin bozuktu.
***
Hayır demeye zorlanan benliğin ve zorlayanlar. Bu buralarda popüler bir hikaye. Hikayenin ortasına gelmeden sonunda ne olacağını anlamıştın. O gün burada doğduğuna on üç kez lanet ettiğin gündü. Pul koleksiyonu yapmaya başladın ve her gece lanetlenmiş gibi hissettin. Siyah transparan sabahlığın anlamı yavaşça şekillenmeye başlamıştı.
***
Buzdolabındakileri sonunda attın. Her gece Yetenekli Bay Ripley’i izlemeyi bıraktın. Çocuksu bir heyecanla uçak bileti baktın. Cüzdanına da baktın. Sinirlendin.  Kafanı yastığa gömüp bağırdın. Halbuki evde yalnızdın.
***
Yaldızlı ağacın yaprakları döküldü ve yağmurlu günlerde Neftis ağladı. Sadece hayal kalacakları gerçeğini benliğinde bir sancı gibi hissederek bomboş yolları ve batan güneşi hatırlatan şarkılarla gayet klişe, ama bir o kadar da güzel gelen üzeri açık araba hayalleri kurdun.  Sonra da tekele gidip geldikten sonra on beş metrekarelik sigara kokulu leş dairendeki gülünç yer yatağında sevmediğin sevgilinle sabaha kadar seviştin. Sabaha karşı dışarı çıktın. Birayı alıp etrafta boş boş yürüdün, geri döndüğünde o hâlâ uyuyordu. Kendini eskiciden aldığın ve hala azat edemediğin gıcırdayan kahverengi kumaş koltuğun üzerine attın ve ağrılı monotonluğa lanet ederek uyuyakaldın.
***
Yanakların ıslak uyandın. “Değişir.” dedin.

Değişir?

Değiştir.

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun. Tema: Viva Themes tarafından Soho.